ya eyyühellezine amenu la tukaddimu beyne

Musique Rencontre Du 3eme Type Youtube. 49-HUCURÂT 1. Ayet يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâhvettekûllâhe, innallâhe semîun alîmalîmun. Bayraktar Bayraklı Ey iman edenler! Allah'ın ve Peygamberinin önüne geçmeyiniz. Allah'a saygı duyunuz. Şüphesiz ki Allah, işitendir; bilendir. Edip Yüksel Ey gerçeği onaylayanlar, ALLAH’ın ve elçisinin önüne geçmeyiniz. ALLAH’ı sayınız. ALLAH İşitir, Bilir. Erhan Aktaş Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasul’ünün iki eli arasında öne geçmeyin1. Allah’a karşı takva2 sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Bilen’dir. 1- Bu bir deyimdir. “El” ve “elin arası”; gücü, imkânı, bilgiyi, iradeyi ifade etmektedir. Bu deyimle kast edilen şudur Kendi görüş ve düşüncenizi vahyin önüne geçirmeyin. Kendi düşüncenizi vahiymiş gibi öne sürmeyin. Allah’ın vahyini kendinize malzeme yapmayın. 2- Korunma; Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak. Muhammed Esed Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın ve Elçisi'nin emrettiği şeyin önüne kendinizi koymayın, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Çünkü Allah, kuşkusuz her şeyi işiten, her şeyi bilendir. Mustafa İslamoğlu Siz ey iman edenler! Asla Allah'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin ve sorumlu davranın çünkü Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir! Süleyman Ateş Ey inananlar, Allâh'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allâh, işitendir, bilendir. Süleymaniye Vakfı Ey inanıp güvenenler! Allah’ın ve Elçisinin önüne geçmeyin[1]. Allah’tan çekinin; o dinler ve bilir. [*] Önüne geçmeyin manasını verdiğimiz kelime takdim kökünden “lâ tukaddimûلَا تُقَدِّمُوا” dür. Benzeşikmüteşabih ayeti Ahzab 33/36’dır. Allah ve Elçisi bir konuda karar verince artık o karar Kitapta doğrudan hikmet şeklinde bildirilmiş hükümlerdir. Örneğin, miras paylaşımı, savaş hukuku, boşanma hukuku böyledir. Elçi’ye itaat Allah’a itaattir çünkü elçinin getirdiği Allah’ın sözüdür. Yaşar Nuri Öztürk Ey iman edenler! Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin! Allah'tan korkun! Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince bilendir. Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali- Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı ki, takvaya ulaşasınız. Ancak, sizden kim hasta ve yolcu olursa, diğer zamanlarda aynı gün sayısı kadar oruç tutmalıdır. Bunun dışında çeşitli nedenlerle orucu çok zorlukla tutabilecek olanlar, bir fakiri doyuracak kadar fidye vermelidirler. Her kim, yapmakla sorumlu olduğundan daha fazla iyilik yaparsa, kendisine iyilik yapmış olur; eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha Okuyan Kur’an Meal-TefsirEy iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi takvâya duyarlılığa ulaşasınız diye size de farz kılındı.*Edip Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiGerçeği onaylayanlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz kılındı.*Ey iman edenler! Sizden öncekilere yazıldığı* gibi, siyam* size de yazıldı. Umulur ki takva sahibi Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiEy inanıp güvenenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı şekliyle size de yazıldı ki kendinizi Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekEy inanca çağırılanlar! Oruç, sizden öncekilere zorunlu yapıldığı gibi, size de zorunlu yapılmıştır; belki sorumluluk bilincine erişirsiniz diye.*Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anSiz ey iman edenler! Oruç tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi size de yazıldı; belki bu sayede takvaya erersinizYaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiEy iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıEy iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı farz kılındı. Umulur ki sadeleştirilmiş Ey iman edenler, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de korunasınız diye farz Esed Kur'an MesajıSiz ey imana ermiş olanlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiEy iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiEy o bütün iman edenler! Üzerlerinize oruc yazıldı, netekim sizden evvelkilere yazılmıştı gerek ki korunursunuzSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiEy inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi günahlardan korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı;Ey inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi oruç size de yazıldı. Umulur ki Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimEy iman edenler sizden evvelki ümmet lere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç yazıldı farz edildi. Taki iman edenler; sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Ta ki Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı-Ey İman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiEy iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Böylece umulur ki fenalıklardan Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüEy iman edenler, SIYAM oruç - bedenselliği en alt sınıra indirip hakikatine yönelmek sizden öncekilere olduğu gibi size de hükmoldu. Ta ki korunasınız!Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran Çevirisiİnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anEy iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, siyam* size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi Khalifa The Final TestamentO you who believe, fasting is decreed for you, as it was decreed for those before you, that you may attain Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationO you who believe, fasting has been decreed for you as it was decreed for those before you, perhaps you may be Quran A Reformist TranslationO you who acknowledge, fasting is decreed for you as it was decreed for those before you that perhaps you may be righteous. Kuran Sureler Konular İletişim hucurat suresi 1. Ayet 1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7 . 8 . 9 . 10 . 11 . 12 . 13 . 14 . 15 . 16 . 17 . 18يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌYâ eyyuhellezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâhvettekûllâhe, innallâhe semîun alîmalîmun.yâ eyyuhâ eyellezîne onlar, olanlarâmenû âmenû oldular, Allah'a ulaşmayı diledilerlâ tukaddimû takdim etmeyin, öne geçmeyin, ileri gitmeyinbeyne yedeyi elleri arası, önüallâhi Allahve resûli-hî ve onun resûlüve ittekû allâhe ve Allah'a karşı takva sahibi oluninne allâhe muhakkak ki Allahsemîun en iyi işitenalîmun en iyi bilenHasan Basri ÇantayEy îman edenler, Allahın ve resulünün huzurunda sözde ve işde öne geçmeyin. Allahdan korkun. Çünkü Allah hakkıyle işiden, her şey'i bilendir. Ömer Nasuhi BilmenEy imân etmiş olanlar! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyiniz ve Allah'tan korkunuz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bihakkın işiticidir, Hamdi YazırEy o bütün iyman edenler! Allahın ve Resulünün önüne geçmeyin ve Allahdan korkun, çünkü Allah işitir bilirElmalılı sadeleştirilmişEy iman edenler, Allah'ın ve peygamberinin önüne geçmeyin saygısızlık etmeyin ve Allah'tan korkun, çünkü Allah işitir, sadeleştirilmiş - 2Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, İşleri eskiEy inananlar! Allah'tan ve Peygamberinden öne geçmeyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah işitir ve İşleriEy iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla VakfiEy iman edenler! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, YıldırımEy imân edenler! Allah ve peygamberinin huzurunda ileri geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah, işitendir, YıldırımEy iman edenler! Söz ve hareketlerinizde ileri gidip de Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin. Allaha karşı gelmekten sakının. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve Fikri YavuzEy iman edenler; söz ve hareketlerinizle ileri varıb da Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeyin; Allah’dan korkun. Çünkü Allah Semî’dir= her şeyi işitir, Alîm’dir= her şeyi KesirEy iman edenler; Allah'ın ve Rasulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah; Semi'dir, Alim' GölpınarlıEy inananlar, her hususta Allah'ın ve Peygamberinin huzûrunda, onların önüne geçmeyin ve çekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, UğurEy iman edenler! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, BulaçEy iman edenler, Allah'ın Resûlü'nün huzurunda öne geçmeyin ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, işitendir, SadakEy inananlar! Allah'tan ve peygamberinden one gecmeyin; Allah'tan sakinin; dogrusu Allah isitir ve KuranEy inananlar! Allah'ın ve peygamberinin önüne geçmeyin, Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, işitendir, OnanEy inananlar, Tanrı'nın Resulünün huzurunda öne geçmeyin ve Tanrı'dan sakının. Şüphesiz Tanrı işitendir, EsedSiz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın ve Elçisi'nin emrettiği şeyin önüne kendinizi koymayın, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Çünkü Allah, kuşkusuz her şeyi işiten, her şeyi Piriş-Ey iman edenler! Allah’ın ve onun Resûl’ünün önüne geçmeyin. Allah’tan sakının. Çünkü Allah, işitendir, KuranEy iman edenler, Allah'ın Rasulü'nün huzurunda öne geçmeyin ve Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, işitendir, ŞimşekEy iman edenler! Allah'tan korkun ve ne Allah'ın, ne de Resulünün önüne geçmeyin. Çünkü Allah herşeyi işiten, herşeyi AteşEy inananlar, Allâh'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allâh, işitendir, Nuri ÖztürkEy iman edenler! Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin! Allah'tan korkun! Allah gerçekten çok iyi duyan ve gereğince YükselEy inananlar, ALLAH'ın ve elçisinin huzurunda öne geçmeyiniz. ALLAH'ı dinleyiniz. ALLAH İşitir, Bilir. İçerik Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran ve Hadis Online Kitaplar Soru ve Cevaplar İslami Kariyer Sayfalar Kadın Penceresi Uzun Hayat Temiz Hikayeler Bilim Vadisi Eğitim Sayfası Yemek Tarifleri 49-HUCURAT بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ ١ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَاتُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللّهِ وَرَسُولِه وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ سَميعٌ عَليمٌ 1 ya eyyühellezine amenu la tükaddimu beyne yedeyillahi ve rasulihi vettekullah innellahe semiun alim Ey iman edenler! geçmeyin Allah ve o’nun resulünün önüne ve Allah’tan korkun ve sakının şüphesiz Allah işiten, bilendir 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ tukaddimû takdim etmeyin, öne geçmeyin, ileri gitmeyin 5. beyne yedeyi elleri arası, önü 6. allâhi Allah 7. ve resûli-hî ve onun resûlü 8. ve ittekû allâhe ve Allah’a karşı takva sahibi olun 9. inne allâhe muhakkak ki Allah 10. semîun en iyi işiten 11. alîmun en iyi bilen ٢ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا تَرْفَعُوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ 2 ya eyyühellezine amenu la terfeu asvateküm fevka savtin nebiyyi ve la techeru lehu bil kavli ke cehri ba’diküm li ba’din en tahbeta a’malüküm ve entüm la teş’urun Ey iman edenler! seslerinizi yükseltmeyin nebinin sesinden daha üstte bir sesle ona bağırarak konuşmayın birbirinize bağırır gibi amelleriniz boşa gider sizin haberiniz olmadan 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ terfeû yükseltmeyin 5. asvâte-kum sesleriniz 6. fevka üzerine 7. savti ses 8. en nebiyyi peygamber 9. ve lâ techerû ve cehren, bağırarak söylemeyin 10. lehu ona 11. bi el kavli sözü 12. ke gibi 13. cehri cehren, bağırarak 14. ba’di-kum li ba’din birbirinize 15. en tahbeta heba olması, boşa gitmesi 16. a’mâlu-kum amellleriniz 17. ve entum ve siz 18. lâ teş’urûne şuurunda olmazsınız, farkına varmazsınız ٣ اِنَّ الَّذينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّهِ اُولءِكَ الَّذينَ امْتَحَنَ اللّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوى لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظيمٌ 3 innellezine yeğuddune asvatehüm inde rasulillahi ülaikel lezinemtehanellahü kulubehüm lit takva lehüm mağfiratüv ve ecrun aziym Gerçekten seslerini kısanlar var ya Allah’ın resulünün yanında Allah’ın imtihan ettiği kimselerdir kalplerini takva için onlar için mağfiret ve büyük bir ecir vardır 1. inne muhakkak 2. ellezîne onlar, o kimseler 3. yaguddûne kısarlar, alçaltırlar 4. asvâte-hum seslerini 5. inde yanında 6. resûli allâhi Allah’ın Resûlü 7. ulâike işte onlar 8. ellezîne onlar, o kimseler 9. imtehane imtihan etti 10. allâhu Allah 11. kulûbe-hum onların kalpleri 12. li et takvâ takva için 13. le-hum onlar için 14. magfiretun mağfiret 15. ve ecrun ve ecir, mükâfat 16. azîmun büyük ٤ اِنَّ الَّذينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ 4 innellezine yünaduneke miv verail hucürati ekseruhüm la ya’kılun Sana bağıranlar yok mu hücrelerin arkasından onlardan çoğunun akılları ermeyenlerdir 1. inne muhakkak 2. ellezîne onlar, o kimseler, olanlar 3. yunâdûne-ke sana seslenirler 4. min verâi arkasından 5. el hucurâti odalar 6. ekseru-hum onların çoğu 7. lâ ya’kılûne akıl etmiyorlar, akıl etmezler Sayfa515 ٥ وَلَوْ اَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتّى تَخْرُجَ اِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَحيمٌ 5 ve lev ennehüm saberu hatta tahruce ileyhim le kane hayral lehüm vallahü ğafurur rahiym Eğer onlar sabretselerdi çıkıncaya kadar sen onların yanına elbette onlar için hayırlı olurdu Allah bağışlayan, merhamet sahibidir 1. ve lev ve eğer, ise, olsa 2. enne-hum onların olması 3. saberû sabrettiler 4. hattâ tahruce sen çıkıncaya kadar 5. ileyhim onlara, onların yanına 6. le kâne mutlaka olurdu 7. hayran daha hayırlı 8. lehum onlar için 9. ve allâhu ve Allah 10. gafûrun mağfiret eden 11. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen ٦ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلى مَافَعَلْتُمْ نَادِمينَ 6 ya eyyühellezine amenu in caeküm fasikum bi nebein fetebeyyenu en tüsiybu kavmem bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtüm nadimin Ey iman edenler! eğer bir fasık size haber getirirse onu hemen sorgulayın bilmeyerek bir kavme sataşırsanız sonrada yaptığınıza pişman olursunuz 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. in eğer 5. câe-kum size geldi 6. fâsikun bir fasık 7. bi nebein bir haber ile 8. fe o zaman 9. tebeyyenû beyan edin, araştırın 10. en tusîbû bir musîbet isabet ettirmeniz, kötülük yapmanız 11. kavmen bir kavim 12. bi cehâletin cehaletle, cahillikle, bilmeyerek 13. fe o zaman, o taktirde, sonra da 14. tusbihû olursunuz 15. alâ … a 16. mâ şey 17. fealtum yaptınız 18. nâdimîne pişman olanlar ٧ وَاعْلَمُوا اَنَّ فيكُمْ رَسُولَ اللّهِ لَوْ يُطيعُكُمْ فى كَثيرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلكِنَّ اللّهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْايمَانَ وَزَيَّنَهُ فى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ اُولءِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ 7 va’lemu enne fiküm rasulellah lev yütiy’uküm fi kesirim minel emri le anittüm ve lakinnellahe habbebe ileykümül imane ve zeyyenehu fi kulubiküm ve kerrahe ileykümül küfra vel füsuka vel isyan ülaike hümür raşidun Bilin ki sizin içinizde Allah’ın resulü vardır eğer size tabi olsaydı bir çok işte, siz sıkıntıya girerdiniz lakin Allah size imanı sevdirdi onu kalbinizde ziynetledi güzelleştirdi size çirkin gösterdi küfrü, fıskı ve isyanı işte bunlar kemale erenlerin kendileridir 1. va’lemû ve bilin 2. enne olduğunu 3. fî-kum sizin içinizde 4. resûlu allâhi Allah’ın Resûlü 5. lev eğer, şâyet, ise, olsa 6. yutîu-kum size tâbî olur, uyar, itaat eder 7. fî kesîrin çoğunda 8. min el emri işlerden 9. le mutlaka 10. anittum siz sıkıntıya düşerdiniz 11. ve lâkinne ve lâkin, fakat 12. allâhe Allah 13. habbebe sevdirdi 14. ileykum size 15. el îmâne îmân 16. ve zeyyene-hu ve onu müzeyyen kıldı, süsledi 17. fî kulûbi-kum kalplerinizde 18. ve kerrehe ve kerih, çirkin gösterdi 19. ileykum size 20. el kufre küfrü 21. ve el fusûka ve fısk 22. ve el isyâne ve isyan 23. ulâike işte onlar 24. hum onlar 25. er râşidûne irşad olanlar ٨ فَضْلًا مِنَ اللّهِ وَنِعْمَةً وَاللّهُ عَليمٌ حَكيمٌ 8 fadlem minellahi ve ni’meh vallahü alimün hakim Allah’tan fazlı nimettir Allah, bilen, hikmet sahibidir 1. fadlen fazl 2. min allâhi Allah’tan 3. ve ni’meten ve bir ni’met 4. ve allâhu ve Allah 5. alîmun en iyi bilen 6. hakîmun hüküm ve hikmet sahibi ٩ وَاِنْ طَاءِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَاِنْ بَغَتْ اِحْديهُمَا عَلَى الْاُخْرى فَقَاتِلُوا الَّتى تَبْغى حَتّى تَفىءَ اِلى اَمْرِ اللّهِ فَاِنْ فَاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُوا اِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطينَ 9 ve in taifetani minel mü’mininaktetelu feaslihu beynehüma feim beğat ihdahüma alel uhra fekatilül leti tebğıy hatta tefie ila emrillah fe in faet feaslihu beynehüma bil adli ve aksitu innellahe yühibbül müksitiyn Eğer mü’minlerden iki taife savaşırlarsa hemen her birinin arasını bulun eğer vuruşurlarsa ikisinden biri diğerine saldıran tarafla savaşın Allah’ın emrine dönünceye kadar eğer dönerse yine aralarını adaletle bulun ve adil davranın şüphesiz Allah adaletle iş yapanları sever 1. ve ve 2. in tâifetâni eğer iki topluluk 3. min el mu’minîn mü’minlerden 4. iktetelû savaştılar 5. fe fakat, o zaman, o taktirde 6. aslihû ıslâh edin 7. beyne-humâ onların aralarını, o ikisinin arasını 8. fe fakat, o zaman, o taktirde 9. in eğer 10. begat zulmetti, tecavüzde bulundu 11. ihdâ-humâ ikisinden biri 12. alâ el uhrâ diğerine 13. fe fakat, o zaman, o taktirde 14. kâtilû savaşın 15. elletî ki o 16. tebgî zulmeder 17. hattâ oluncaya kadar 18. tefîe döner 19. ilâ emri allâhi Allah’ın emrine 20. fe bundan sonra, böylece 21. in fâet eğer dönerse 22. fe bundan sonra, böylece 23. aslihû ıslâh edin, düzeltin 24. beyne-humâ onların aralarını, o ikisinin arasını 25. bi el adli adaletle 26. ve aksitû ve adaletli olun 27. inne allâhe muhakkak ki Allah 28. yuhibbu sever 29. el muksitîne adil olanlar ١٠ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ 10 innemel mü’minune ihvetün feaslihu beyne ehaveyküm vettekullahe lealleküm türhamun Mü’minler ancak kardeştirler o halde iki kardeşinizin arasını düzeltin Allah’tan sakının ve korkun olur ki siz merhamet olunursunuz 1. innemâ sadece, ancak, oysa 2. el mû’minûne mü’minler 3. ihvetun kardeştirler 4. fe öyleyse 5. aslihû ıslâh edin 6. beyne arası 7. ehavey-kum kardeşleriniz 8. ve ittekû allâhe ve Allah’tan sakının, Allah’a karşı takva sahibi olun 9. lealle-kum umulur ki böylece siz 10. turhamûne rahmet olunursunuz ١١ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ عَسى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِ بِءْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْايمَانِ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُولءِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ 11 ya eyyühellezine amenu la yeshar kavmün min kavmin asa ey yekunu hayram minhüm ve la nisaüm min nisain asa ey yekünne hayram minhün ve la telmizu enfüseküm ve la tenabezu bil elkab bi’se lismül füsuku ba’del iman ve mel lem yetüb fe ülaike hümüz zalimun Ey iman edenler! bir kavim başka bir kavim ile alay etmesin olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlı olabilirler kadınlar diğer kadınları alaya almasınlar olur ki kendilerinden daha hayırlı olabilirler birbirinizi ayıplamayın ve kötü lakap takmayın ne kötü bir isimdir imandan sonra fasıklıkla adlanmak kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir 1. yâ eyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. lâ yeshar alay etmesin 5. kavmun bir kavmin 6. min kavmin bir kavim 7. asâ umulur ki, belki 8. en yekûnû olurlar 9. hayren daha hayırlı 10. min-hum onlardan 11. ve lâ nisâun ve kadınlar ….. olmasın, yapmasın 12. min nisâin kadınlar 13. asâ belki, umulur ki 14. en yekunne olurlar 15. hayren daha hayırlı 16. min-hunne onlardan 17. ve lâ telmizû ve ayıplamayın 18. enfuse-kum nefsleriniz, birbiriniz 19. ve lâ tenâbezû ve çağırmayın 20. bi ile 21. el elkâbi lâkaplar, takma isimler 22. bi’se ne kötü 23. el ismu isim 24. el fusûku fasık 25. ba’de sonra 26. el îmâni îmân 27. ve men ve kim 28. lem yetub tövbe etmez 29. fe ulâike işte onlar 30. humu onlar 31. ez zâlimûne zalimler Sayfa516 ١٢ يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اجْتَنِبُوا كَثيرًا مِنَ الظَّنِّ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ تَوَّابٌ رَحيمٌ 12 ya eyyühellezine amenüc tenibu kesiram minezzanni inne ba’daz zanni ismüv ve la tecessesu ve la yağteb ba’duküm ba’da e yühibbü ehadüküm ey ye’küle lahme ehiyhi meyten fe kerihtümuh vettekullah innellahe tevvabür rahiym Ey iman edenler! zandan çokça sakının şüphe yok ki zannın bir kısmı günahtır birbirinizin kusurunu araştırmayın birbirinizin gıybetini yapmayın sizden biriniz sever mi? hiç ölmüş kardeşinin etini yemeyi tabi bundan tiksindiniz Allah’tan korkunuz şüphesiz Allah tövbeleri kabul eden, merhamet sahibidir 1. yâ eyyyuhâ ey 2. ellezîne onlar, olanlar 3. âmenû âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler 4. ectenibû çekinin, sakının 5. kesîren çok 6. min ez zannzanni zandan 7. inne muhakkak 8. ba’de bazısı, bir kısmı 9. ez zanni zan 10. ismun günah 11. ve lâ tecessesû ve tecessüs etmeyin birbirinizin gizli yönlerini, hatalarını araştırmayın, merak etmeyin 12. ve lâ yagteb ve gıybetini yapmasın arkasından çekiştirmesin 13. ba’du-kum sizin bir kısmınız 14. ba’dâba’den bir kısmı 15. e yuhibbu sever misiniz 16. ehadu-kum sizden biri 17. en ye’kule bir şey’i yemek 18. lâhme et 19. ehî-hi kardeşi 20. meyten ölü, ölmüş halde 21. fe işte böyle, elbette 22. kerihtumû-hu onu kerih gördünüz, tiksindiniz, ondan hoşlanmadınız 23. ve ittekû allâhe ve Allah’tan sakının, Allah’a karşı takva sahibi olun 24. inne allâhe muhakkak ki Allah 25. tevvâbun tövbeleri kabul eden 26. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden ١٣ يَا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَاءِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّهِ اَتْقيكُمْ اِنَّ اللّهَ عَليمٌ خَبيرٌ 13 ya eyyühen nasü inna halaknaküm min zekeriv ve ünsa ve cealnaküm şüubev ve kabaile li tearafu inne ekrameküm indellahi etkaküm innellahe alimün habir Ey insanlar! biz sizi erkek ve kadından yarattık sizi milletlere ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasınız gerçekten Allah’ın katında en iyiniz Allah’tan en çok korkup sakınanınızdır şüphesiz Allah bilir, haberdardır 1. yâ eyyuhâ ey 2. en nâsu insanlar 3. innâ muhakkak ki biz 4. halaknâ-kum yarattık sizi 5. min zekerin bir erkek 6. ve unsâ ve kadın 7. ve cealnâ-kum ve sizi kıldık, yaptık 8. şuûben şube, neseb, aynı soya mensup topluluk 9. ve kabâile ve kabileler 10. li teârefû tanışmanız için, birbirinizi tanımanız için 11. inne muhakkak ki 12. ekreme-kum sizin en çok kerim olanınız 13. inde allâhi Allah indinde, katında 14. etkâ-kum en çok takva sahibi olanınız 15. inne allâhe muhakkak ki Allah 16. alîmun en iyi bilen 17. habîrun haberdar olan ١٤ قَالَتِ الْاَعْرَابُ امَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلكِنْ قُولُوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْايمَانُ فى قُلُوبِكُمْ وَاِنْ تُطيعُوا اللّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيًْا اِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَحيمٌ 14 kaletil a’rabü amenna kul lem tü’minu ve lakin kulu eslemna ve lemma yedhulil imanü fi kulubiküm ve in tüti’ullahe ve rasulehu la yelitküm min a’maliküm şey’a innellahe ğafurur rahiym Araplar biz iman ettik dedi de ki onlar daha iman etmediler lakin bizler teslim olduk deyin vaktaki iman sizin kalplerinize tam girdiği zaman eğer Allah’a itaat ederseniz ve o’nun resulüne sizin amelinizden hiçbir şey eksilmez şüphesiz Allah bağışlayan, merhamet sahibidir 1. kâleti dediler 2. el a’râbu Bedevî Araplar 3. amennâ biz îmân ettik, âmenû olduk 4. kul de, söyle 5. lem tû’minû âmenû olmadınız, Allah’a ulaşmayı dilemediniz 6. ve lâkin ve lâkin, ama, fakat 7. kûlû deyin, söyleyin 8. eslem-nâ İslâm olduk, teslim olduk 9. ve lemmâ yedhuli ve henüz dahil olmadı, girmedi 10. el îmânu îmân 11. fî kulûbi-kum kalplerinize 12. ve in ve eğer 13. tutîû allâhe Allah’a itaat edersiniz 14. ve resûle-hu ve onun resûlü 15. lâ yelit-kum size sizden eksiltmez 16. min a’mâli-kum sizin amellerinizden 17. şey’en bir şey 18. inne allâhe muhakkak ki Allah 19. gafûrun mağfiret edendir 20. rahîmun rahîm olan, rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen ١٥ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذينَ امَنُوا بِاللّهِ وَرَسُولِه ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فى سَبيلِ اللّهِ اُولءِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ 15 innemel mü’minunellezine amenu billahi ve rasulihi sümme lem yertabu ve cahedu bi emvalihim ve enfüsihim fi sebilillah ülaike hümüs sadikun Mü’minler ancak o kimseler ki Allah ve o’nun resulüne iman ederler sonra imanlarında şüpheye düşmezler cihat etmişlerdir malları ile canları ile Allah yolunda işte bunlar sadık olanların ta kendileridir 1. innemâ fakat, ancak, sadece 2. el mu’minûne mü’minler 3. ellezîne onlar, olanlar 4. âmenû âmenû oldular, inandılar 5. bi allâhi Allah’a 6. ve resûli-hî ve onun resûlü 7. summe sonra 8. lem yertâbû şüphe etmediler 9. ve câhedû ve cihad edenler 10. bi emvâli-him mallarıyla 11. ve enfusi-him ve canları, nefsleri 12. fî sebîli allâhi Allah’ın yolunda 13. ulâike işte onlar 14. hum onlar 15. es sâdikûne sadık olanlar, sadıklar ١٦ قُلْ اَتُعَلِّمُونَ اللّهَ بِدينِكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ مَا فِى السَّموَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاللّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَليمٌ 16 kul etüallimunellahe bi diniküm vallahü ya’lemü ma fis semavati ve ma fil ard vallahü bikülli şey’in alim De ki siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah bilir göklerde ne varsa yerde ne varsa Allah her şeyi bilendir 1. kul de 2. e tuallimûne allâhe Allah’a mı öğretiyorsunuz 3. bi dîni-kum dîninizi 4. ve allâhu ve Allah 5. ya’lemu en iyi bilir 6. mâ fî es semâvâti göklerdeki şeyleri, göklerde olanları 7. ve mâ fî el ardı ve yerlerdeki şeyleri, yerlerde olanları 8. ve allâhu ve Allah 9. bi kulli şey’in herşeyi 10. alîmun en iyi bilen ١٧ يَمُنُّونَ عَلَيْكَ اَنْ اَسْلَمُوا قُلْ لَاتَمُنُّوا عَلَىَّ اِسْلَامَكُمْ بَلِ اللّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ اَنْ هَديكُمْ لِلْايمَانِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقينَ 17 yemünnune aleyke en eslemu kul la temünnu aleyye islameküm belillahü yemünnü aleyküm en hedaküm lil imani in küntüm sadikın Başlarına gelenleri senden biliyorlar islam’a girdikten sonra de ki bana mihnet edip durmayın müslüman olduğunuzu doğrusu Allah size mihnet eder islam dininin imanı ile size hidayet buyurduğu için eğer siz sadık kimselerseniz 1. yemunnûne minnet ediyorlar, başa kakıyorlar 2. aleyke sana 3. en eslemû İslâm’a girmeyi 4. kul de, söyle 5. lâ temunnû minnet konusu etmeyin 6. aleyye bana, beni 7. islâme-kum müslümanlığınızı, İslâmlığınızı, teslim olmanızı 8. beli hayır, aksine 9. allâhu yemunnu Allah minnet ettirir siz Allah’a minnettar olun 10. aleykum size 11. en hedâ-kum sizi hidayete erdirmesi, ulaştırması 12. li el îmâni îmâna 13. in kun-tum eğer siz iseniz 14. sâdikîne sadık olanlar, sadıklar ١٨ اِنَّ اللّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَاللّهُ بَصيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 18 innellahe ya’lemü ğaybes semavati vel ard vallahü besiyrum bima ta’melun Muhakkak Allah bilir göklerin ve yerin gaybını Allah yaptığınız şeyleri görendir 1. inne allâhe muhakkak ki Allah 2. ya’lemu bilendir 3. gaybe gaybını 4. es semâvâti göklerin 5. ve al ardı ve yerin 6. ve allâhu ve Allah 7. basîrun görendir 8. bi mâ şeyleri 9. ta’melûne yaptığınız

ya eyyühellezine amenu la tukaddimu beyne