ve ma muhammedün illa rasul
Musique Rencontre Du 3eme Type Youtube. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ El Hamid Tüm hamd ve övgülerinin tek ve mutlak merci Övülmekde eşsiz ve benzersiz olan Tüm eşsiz ve benzersiz övgüleri fazlasıyla hak edendir Her şeyi en güzel yapan zatı Tüm esmaları ve fiilleri en güzel yapan Bütün iyilik ve güzelliklerle övülen, sayısız nimet ve lütufların hamd edilen Allah” anlamına sahibi Allah'ın zatı, hem de sıfatlarına yönelik gösterilen fiildir. Allah'ın sonsuz ilim, sonsuz kudret, sonsuz büyüklük ve sonsuz yücelik gibi. özelliklerin tümü her işini mükemmel yapan zatını ve yaptıklarından dolayı O'nu övgüye değer, sıfatlara sahip olduğunu kanıtlayan tabiatta ve manevi nimetler ,muhteşem eserleri ile 'hamd/övgüler sadece Allah'a aittir demektir . Hamd nimetin Allah'dan geldiğini itiraf etmek,O nimete Allah’tan başkasını ortak koşmamaktır O'nun her yaptığını güzel yapanın Allah'ın övdüğü O'na layıkıyla güzel ameller yaptığı davete icabet edip en kullarından olmak Övgü anlamına gelen kelimeler Medih, Hamd, Şükür'dür Üç çeşit övgü vardır. Birincisi, kişiyi kendi katkısı olmayan bir şeyden dolayı övmektir. Boyu uzun, zeki, iyi bir aileye mensup sözleri gibi buna medih denir. İkincisi, iyi bir şey yaptığı için övme Misal Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir gibi sözler buna girer. Övgünün bu türüne hamd denir. Üçüncüsü, eline geçen bir iyilikten dolayı övmektir. Bana güzel bir yemek ikram etti demek gibi. Buna da şükür denir. El-hamdu’nun başındaki el takısı cins içindir, kelimeye, yaptığı her şeyi eşsiz güzel yapma anlamı kazandırır. Bunu Allah’tan başkası yapamaz. Allah’ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı gösterir Hamd kelimesinin anlamı Birincisi O işi bizzat yapan kişi anlamında , ikincicisi ise her şeyi en güzel Allaha mahsusdur Medih kelimesi Yeteneği,gayreti ile layık olsun olmasın hak etsin ,etmesin biri övmektir. Medih methetme ile Hamd arasında farklar nelerdir.? Hamd yalnızca iradeli olarak yapılanlar için kullanılır. Medih iradeli-iradesiz herşey için kullanılır Hamd edenin makamı küçüktür, hamd edilenin makamı eşsiz benzersizdir . Medihte bu şart yoktur Şükür kelimesinin lugat manası Şükür kelimesi “hayvanın yediği besini, verdiği süt ve semizliği ile belli etmesi anlamına gelmekteydi .Sözcüğün yukarıdaki lügat anlamı biraz daha açılacak olursa “şükür”; “beslenen hayvanın, yediklerinin karşılığını maddeten vermesi” olarak, yani “bir tavuğun yumurta vermesi, bir ineğin süt vermesi, bir koyunun yün vermesi ve her üçünün de et verecek şekilde semirmesi” olarak tanımlanabilir. Bu tanımın ifade ettiği karşıt anlamdan ise, beslenen bu hayvanların sahiplerine sesle veya beden dili ile gösterdikleri yaranma, yaltaklanma hareketlerinin “şükür” kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ama sesi için beslenen papağan, bülbül, kanarya gibi hayvanların ötüşlerini de bir “şükür” olarak değerlendirmek gerekeceği açıktır. Dini anlamda şükür “insanların Allah’ın kendilerine verdiği nimetlere karşı nimetin karşılığını Allah’a vermeleri” hem ayetlerdeki kullanımı hem de gerçek anlamı, verilen nimetlere karşılık olarak verilenin, yani “şükür”ün de o nimet cinsinden bir karşılık olmasını gerektirmektedir Bu kelime hem Allah hemde insanlar için kullanılır. Aynı kökten türemiş olan “teşekkür”, “müteşekkir” ve “şükran” sözcükleriyle birlikte Türkçede de kullanılan “şükür” sözcüğü, türevleriyle birlikte Kur’an’da toplam 74 kez yer almıştır. İnsanların birbirlerine teşekür etmesi anlamında kullanıldığı gibi Allah'a verdiği her türlü iyilik nimetler için şükretmek anlamında da kullanılır İnsanlar birbirlerine yardımyada iyilikleri karşında teşekür teşekür eden bunu sağlayan Yüce Allah'a şükretmiş olur. Hamd ile şükür arasında da farklar nelerdir. Hamd Yerme ve kınamanın zıddıdır Şükür ise,inkar ve nankörlüğün zıddıdır. Hamd verilse de verilmese de yapılır. Şükür verilen nimete karşılık yapılır. Şükür, nimetin varlığı içindir. Hamd, hikmet gereğidir. Şükür, nimetin varlığı içindir. Hamd, Allahın bu ismi hikmeti tecellisi gereğidir. Her şükür Hamd’dır fakat her hamd şükür değildir İnsan, yaptığı iyi şeyler sebebiyle kendisini övebilir, ancak kendisine şükredemez. Zira şükür bir borç ödeme gibidir. Nimete karşı borçluluktur Kur'an’da "El-hamdü lillâhi rabbi' yerde geçmektedir. El-hamdü lillâh cümlesi ise 23 yerde tekrarlanır. El-Hamid ismi kelimesi 17 kez yer kelimesinin kökeninde övgü hamd, Allah'a nisbet edilmiş 43 yerde geçmektedir Kur'an'a göre Hamd Neden Sadece Allah'a aittir Cünki Allah herşeyi hikmetle en güzeli yaptığı için ve nimetlerin tek kaynağı Allah'tır Hamid Esması, 10 yerde daha Gani ismi ile beraber ganiyyul hamîd Sınırsız Gani olanın hakkı sınırsız Hamd’dir Fâtır 35/15 Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız, Allah ise Ğaniy, hiç bir şeye ihtiyacı Her şeyi güzel yapan övgüye layık olan Hamîd'ir يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنتُمُ الْفُقَرَاء إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ Yâ eyyuhân nâsu entumul fukarâu ilâllâhi, vallâhu huvel ganiyyul hamîd Kur'an Neler Allah'a aittir hamd hepsini ; 1-Lehu’d-Din- Din O’na attir. 2-Lehu’l-Hukm -Karar Allah’ındır 3-Lehu’r-Rızk-Rızık Allah’ındır 4-Lehu’l-Esma’ül Hüsna Güzel isimler O’na attir 5-Lehû kun fe yekûn- Ol deyince olmak O’na aittir 6-Lehu’ş-Şefaat Şefaat O’na aittir. 7-lehü'l-hamdü yuhyî ve ve ölüm O’na aittir 8-Lehu’l-Hamd , İşte saymaya kalksak sayamayız güc yetmez .İşte bu yüzden Şüphesiz ki O Allah Hamîd’dir, Övülmeye layık sadece Allah’ da Alemlerin Rabbi,Sahibinin övgüsüne layık olmaya ,imanı takvasıyla ameliyle, en güzel sözlü olmakla hamd etmiş olur Lokman 31/12 Andolsun ki, Lokman'a Allah'a şükret!» diye hikmet verdik;Ve kim şükrederse kendisi için şükreder.; kim de nankörlük ederse, muhakkak Allah zengin ganiydir , kimseye ihtiyacı yoktur ,yaptığını da güzel yapmak övülmek ,hamd ona aittir وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ Ve lekad âteynâ lukmânel hikmete enişkur lillâhlillâhi, ve men yeşkur fe innemâ yeşkuru li nefsihî, ve men kefere fe innellâhe ganiyyun hamîd İradeli rıza ile olan müminlerin hamdidir. Bir kişi ancak övüldüğü zaman Mahmud adını olan Allah'tır, Kul ise olan biten her şeyin arkasında alemlerin kudretini bir övgü eylemi, hem dilimizle,hem amellerimizdeki ,kulluk kalitesiyle, hem kalbimizdeki övgüyle bağlantılı duyguları harekete geçirerek gösterilmesidir İradesiz,şuursuz olanı ise tüccarın hamdidir Hamdi şükürden ibaret sayar Allahı sadece eline geçenle anar böylece verilenle sınırlı kalır bilincsiz neyi överse övsün Allahı övmüş güzellikleri yaratan odur. Mü’min bir nimete ulaştığı zaman bunu kendisinden değil Allah’tan bilir. Bunu bana Rabbim verdi der ve sürekli Rabbine şükreder. Allah'a Niçin Hamd ederiz 1-Bizi hidayete eriştirdiği için Rabbimiz bütün bu imkanları hazırlamasaydı, bize kitap ve elçilerini göndermeseydi, bize selamete eriştiren yollarını apaçık açık bir şekilde beyan etmeseydi doğruyu bulamazdık İşte bize merhametinin eseri olarak yarın olacakları bugünden haber verdiği için hamd ederiz Araf 7/43 Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar buna eriştiren “her şeyi güzel yapan Hamid olan Allah'a Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun Rabbimizin elçileri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ وَقَالُواْ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي هَدَانَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلا أَنْ هَدَانَا اللّهُ لَقَدْ جَاءتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُواْ أَن تِلْكُمُ الْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ Ve neza´na ma fi sudurihim min ğıllin tecrı min tahtihimül enhar ve kalül hamdü lillahillezı hedana li haza ve ma künna li nehtediye lev la en hedanellah le kad caet rusülü rabbina bil hakk ve nudu en tilkümül cennetü uristümuha bima küntüm tamelun El hamid Kelime kök anlamları Muhammed =Hâmidûn =Makam-ı mahmûd=''Ahmed. Kelimeleri bu köktendir Muhammed Kelimesi Son nebinin ismi olarak bilinen sıfatıdır hamd kökünden türeyen bu kelime , Övgüye değer bütün güzellikleri ve iyilikleri kendinde toplayan kişi anlamındadır. Ahzab Suresi 33/40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Muhammed, Allah'ın rasulu ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilmektedir. مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا Ma kane muhammedün eba ehadim mir ricaliküm ve lakir rasulellahi ve hatemen nebiyyin ve kanellahü bi külli şey´in alıma Ali İmran Suresi 3/144 Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir. وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ Ve ma muhammedün illa rasul kad halet min kablihir rusül e fe im mate ev kutilenkalebtüm ala a´kabiküm ve mey yenkalib ala akibeyhi fe ley yedurrallahe şey´a ve seyeczillahüş şakirın Fetih Suresi 48/ 29 “Muhammed, Allah'ın rasulu'dür. Onunla beraber olanlar kâfirlere karşı kararlı ve tavizsiz, kendi aralarında ise son derece merhametlidirler. Onları rukû ve secde ederken görürsün. Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanmayı arzularlar. Onların nişanları, yüzlerindeki secde izidir. Bu onların Tevrat'taki özellikleridir. İncil'deki özellikleri de şudur Filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerinde dimdik duran bir ekine benzerler. Bu ekincilerin hoşuna gider. Allah bunlarla, kâfirleri onlardan iman edip hayra ve barışa yönelik işlen yapanlara bir bağışlanma ve büyük bir ödül vaat etmiştir.” مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا Muhammedür rasulüllah vellezine meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer´ın ahrace şat´ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu´cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma Muhammed 47/2 İman edip salih amel işleyenlerin ve Rableri tarafından bir gerçek olarak Muhammed'e indirilen kitaba inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir. وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَآمَنُوا بِمَا نُزِّلَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَهُوَ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve âmenû bi mâ nuzzile alâ muhammedin ve huvel hakku min rabbihim keffera anhum seyyiâtihim ve asleha bâlehum. Hâmidûn Kur'an'da bir ayette Allah'a hamd edenler,hamidler anlamında kullanılır. her türlü o hamde, övgüye ve şükre layıktır olandır. Hud11/73 "Allah'ın işine mi şaşıyorsun? dediler, "Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun ! Ey bu evin insanları, hemen hatırlayın ki, Şüphesiz O,her şeyi güzel yapan, Hamid olan Allah şanı çok yüce Mecîd’dir قَالُواْ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ اللّهِ رَحْمَتُ اللّهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الْبَيْتِ إِنَّهُ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ Kâlû e ta’cebîne min emrillâhi rahmetullâhi ve berakâtuhu aleykum ehlel beyt, innehu hamîdun mecîd Makam-ı mahmûd Güzel yer ,güzel konumlar anlamında Övgüye layık yer ,övülmüş bir mevki,Fatiha’daki kendilerine nimet verilenlerin Allah katındaki şerefli yeri/makamı,aynı zaman da Hz Rasyullahın mekkeden sonra,Medine’de mevki,kuracağı devlet ve yakında nasip olan büyük fetihleri ve Dünya hayatından sonra hak edenlerin hamd edeceği ahiretteki güzellikler olarak iki şekilde düşünülmesi kur'an'ın bütününe uymaktadır. İsra 17/79 Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır. وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lekleke, asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ Ahmed Kur'an'da bir yerde geçmektedir , Allah'ın en çok methini yapan kişi anlamında Saff 61/ 6Hani Meryem oğlu İsa da "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, size Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince "Bu,apaçık sihirdir.” dediler. وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ Ve iz kâle îsâbnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye minet tevrâti ve mubeşşiran bi resûlin ye’tî min ba’dîsmuhû ahmedahmedu, fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn İsa as ın kendinden sonra gelecek olan elçinin adının " Ahmed" "İsm" kelimesi sözlükte "kendisi aracılığıyla bir aslın , temelin,zatının , özünün bilindiği şey" anlamında bir kelime olup bu anlama göre "ahmed" ismi demek onun Allah'a başkasından daha fazla hamd etme gibi bir özelliğinin olduğunun veya kendisindeki güzellikler nedeni ile başkalarından daha fazla övülen anlamında dır. El-hamdü lillâh Cümlesiyle Başlayan 5 Sûre Vardır. 1-Fatiha 1/2 Elhamdülillahi Rabbil alemin الحمد لله رب العلمين Elhamdü lillâhi rabbil'alemin. 2-Kehf 18/1 Hamd ,Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan her şeyi güzel yapan Allah'a aittir. الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُ عِوَجَا El hamdü lillahillezi enzele ala abdihil kitabe ve lem yec´al lehu ıveca 3-Fatır 35/1 Hamd, Gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'a yaratmada dilediğini Allah,El-Kadir'dir her şeye mükemmel ölçü koyan, her şeye güçü yeten O'dur الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَّثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Elhamdü lillahi fatiris semavati vel erdı caılil melaiketi rusülen ülı ecnihatim mesna ve sülase ve ruba´ yezıdü fil halkı ma yeşa´ innellahe ala külli şey´in kadır 4-Sebe 34/1 ,Hamd Göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi Allah'a de hamdin tamamı yine O’na mahsustur. O; El-hakim Hep hikmetle hükmeden hükmünde tam isabet kaydeden,Ve O, El Habir her şeyin iç yüzünü tüm ayrıntısıyla haberdar olan ,haber verendir الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْآخِرَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ Elhamdü lillahillezi lehu ma fis semavati ve ma fil erdı ve lehüm hamdü fil ahırah ve hüvel hakımül habır Sebe 34/2 Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, rahîm'dir ikramı çok merhameti eşsizdir Ve O gafûrdur suçları örterek, çok bağışlayandır, يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاء وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ الرَّحِيمُ الْغَفُورُ Ya´lemü ma yelicü fil erdi ve ma yahrucü minha ve ma yenzilü mines semai ve ma ya´rucü fıha ve hüver rahıymül ğafur 5-En'am 6/1Hamd, Her şeyi güzel yapan , gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı nuru kılan Allah'a aittir Buna rağmen, inkâr edenler, Rablerine bir takım varlıkları ve güçleri denk tutuyorlar. بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ۖ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ El hamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûrnûra, summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn Ali-Imran–193. 'Rabbimiz, biz 'Rabbinize iman edin' diye imana çagrida bulunan çagiriciyi isittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarimizi bagisla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.'
İnne fiy halkis semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehâri leâyâtin liüliyl elbab 3/190 Semaların ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün biribirini takibedişinde Elleziyne yezkürûnallahe kıyâmen ve kuûden ve alâ cünûbihim ve yetefekkerûne fiy halkis semâvâti vel'ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtıla, subhâneke fekınâ azâbennâr. 3/191 Onlar ki, Allah'ı ayakta iken, otururlarken ve yanları üzerine uzanıp yatarken zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler "Rabbimiz, bunları boşuna yaratmadın. Sen Sübhan'sın. Bizi ateşin azabından koru." derler Rabbenâ inneke men tudhilinnâre fekad ahzeyteh ve mâ lizzâlimiyne min ensar 3/192 Rabbimiz, sen ateşe soktuğunu muhakkak rüsvay edersin. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Rabben innenâ semi'nâ münâdiyen yunâdiy lil'iymâni en âminu birabbikum feâmenna rabbenâ fağfir lenâ zunubenâ ve keffir annâ seyyiatinâ ve teveffenâ meal'ebrar. 3/193 Rabbimiz, gerçek ºu ki, biz; "Rabbinize iman ediniz" diye imana davet edeni duyduk, iman ettik. Rabbimiz, bizim kusurlarımızı bağışla, günahlarımızı sil ve bizi EBRAR ile birlikte aynı idrakte vefat ettir. Rabbenâ ve âtinâ mâ veadtena âlâ rusulike ve lâ tuhzinâ yevmel kıyameh, inneke lâ tuhliful miy'ad. 3/194 Rabbimiz, resullerine bizim için vaâd ettiklerini ihsan buyur, kıyamet günü mahcub olmaktan bizi koru. Muhakkak ki sen sözünden caymazsın.. Yâ eyyuhelleziyne âmenusbirû ve sabirû ve rabitû vettekullâhe leallekum tuflihûn. 3/200 Ey iman edenler, sabredin ve sebat gösterin. Rabıta yapın, Allah'tan sakınınız sistemini farkediniz ki, kurtuluşa eresiniz!.. N i S A ; .... halekakum min nefsin vâhidetin.... 4/1 .... Sizi bir Nefs'den yaratan... .... ve hulikal'insânu daiyfa. 4/28 İnsan, zayıf olarak yaratılmıştır. Ya eyyuhelleziyne âmenu lâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâtıli illâ en tekûne ticâreten an terâdın minküm ve lâ taktulû enfüseküm.... 4/29 Ey iman edenler, karşılıklı rızaya dayanan ticaret hali müstesna, mallarınızı bâtıl haksız ve haram yollar ile aranızda alıp vererek yemeyin ve kendinizi öldürmeyin!.. Ve la tetemennev mâ faddalallâhu bihî ba'deküm âlâ ba'd.... 4/32 Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri başkasında olup da sizde olmayan hasretle arzu etmeyin!.. Erricâlu kavvâmûne alen nisâi.... 4/34 Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. innallâhe lâ yezlimu miskâle zerren.... 4/40 Şüphesiz ki Allah, bir zerre ağırlığında dahi zulmetmez.. innallâhe lâ yağfiru en yuşreke bihî, ve yağfiru mâ dûne zâlike limen yeşâ'!. 4/48 Allah, kesinlikle kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz!.. Fakat, bunun dışındakiler! dilediğine bağışlar... .... belillâhu yuzekkiy men yeşâu.... 4/49 Allah, dilediğini arındırır. innelleziyne keferû biâyâtina sevfe nusliyhim nâra, küllemâ nedicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden ğayrehâ liyezûkul azâb.... 4/56 Ayetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Azabı tadıp durmaları için, derileri kavruldukça yenileri ile değiştiririz. Yâ eyyühelleziyne âmenû etiy'ullâhe ve etiy'urrasûle ve ulul'emri minküm fein tenâze'tüm fiy şey'in ferudduhu ilallâhi verrasul.... 4/59 Ey mü'minler, Allah'a ve Rasul'e ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eğer bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Rasul'e döndürün!.. Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe. Birr'e eremezsiniz... Va'tesimû bihablillâhi cemiy'an ve lâ teferraku.... 3/103Hep birlikte Allah'ın ipine İslâm'a sımsıkı sarılın, bölünmeyin. .... ve mâ zalemehümullâhü ve lâkin enfüsehüm yezlimun. 3/117 Allah, onlara zulmetmedi ve lâkin, kendi nefislerine kendileri zulmettiler. Leyse leke minel'emri şey'ün.... 3/128 "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemmâ ya'lemillâhülleziyne câhedû minküm ve ya'lemessabiriyn. 3/142 Allah'ın, sizden cihad edenleri ve sabredenleri bilmeyeceğini ve siz sadece iman ettik demekle cennete gireceğinizi mi zannediyorsunuz?.. Ve mâ Muhammedün illâ rasul kad halet min kablihirrüsul, efein mâte ev kutilen kalebtum alâ ağkâbiküm ve men yenkalib alâ akıbeyhi felen yadurrallâhe şey'en ve seyeczillahuş şakiriyn. 3/144 Muhammed ancak bir Rasul'dür. Ondan önce de Rasuller gelip geçmiştir. Şimdi o, vefat eder veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz?.. Kim geri dönerse, Allah'a hiç bir şekilde zarar veremez!.. Allah, şükredenleri mükâfatlandırır. .... rabbenağfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fiy emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfiriyn. 3/147 Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki israfımızı bağışla, direncimizi sabit kıl ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardımcı ol.. Senulkıy fiy kulûbilleziyne keferurru'be bimâ eşrakû billâhi mâ lem yünezzil bihi sultânen.... 3/151 ...... Allah'ın hakkında hiç bir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine korku salarız. Yâ eyyühelleziyne âmenû lâ tekûnû kelleziyne keferû ve kâlû liihvânihim izâ darebû fil ardı ev kânû ğuzzen lev kânû indenâ mâ mâtû ve mâ kutilû liyec'alellâhu zâlike hasreten fiy kulûbihim .... 3/156 Ey iman edenler!. Sizler, inkâr edenler ve sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında, "eğer yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın!. Allah, bu zannı onların kalplerinde hasret sebebi kıldı.. ...sümme tüveffâ küllü nefsin mâ kesebet ve hüm lâ yüzlemun 3/161 Sonra, herkese kazandığının karşılığı ödenir ve asla zulmedilmez!.. Ve lâ tahsebennel'leziyne kutilû fiy sebiylillâhi emvâta, bel ahyâun inde rabbihim yurzekun. 3/169 Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma sakın!.. Hakikatte onlar rabları katında diridirler, Cennet meyvelerinden rızıklanmaktadırlar. Ve hâfûni in küntüm mü'minin. 3/175 Benden korkun, eğer mü'mim iseniz!.. Ve lâ yahzünkelleziyne yusâriûne fiylküfri innehüm len yedurrullâhe şey'en yuriydullâhu ellâ yec'ale lehüm hazzen fiyl'âhireh... 3/176 Küfre koşanlar seni mahzun etmesin. Çünkü onlar Allah'a hiç bir zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir nasip vermemeyi dilemiştir. Lekad semi'allahu kavlelleziyne kâlû innallâhe fakîyrun ve nahnu ağniyâ', senektübü mâ kâlû ve katlehümül enbiyâe biğayri hakkın ve nekûlü zûkû azabel hariyk. 3/181 "Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz." diyenlerin sözünü Allah işitmiştir. Dedikleri bu sözü ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini yazacağız ve "tadın yakıcı azabı!.."diyeceğiz... Zâlike bimâ kaddemet eydîyküm ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil'abiyd. 3/182 Bu, sizin elleriniz ile kazandığınızın karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulüm edici değildir. Küllü nefsin zâikatü'lmevt!. ve melhayâtüd'dünyâ illâ metâul ğurûr 3/185 Her nefs ölümü tadacaktır. Ve bu dünya hayatı ise ancak aldatıcı şeylerdir. Letüblevünne fiy emvâliküm ve enfusiküm ve letesmeunne minelleziyne ûtülkitâbe min kabliküm ve minellezîyne eşrekû ezen kesîyren ve in tasbirû ve tettekû feinne zâlike min azmil umur. 3/186 Mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok ağır sözler işiteceksiniz. Eğer bunda sabreder ve takva gösterirseniz, muhakkak ki bu, işlerin en değerlisidir. Felâ ve rabbike lâ yu'minûne hattâ yuhakkimûke fiyma şecere beynehüm sümme lâ yecidû fiy enfüsihim harecen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîma. Aralarında çıkan olayda seni hakem yapıp da verdiğin hükme, yürekleri burukluk duymadan teslim olmadıkça, Rabb-in hakkı için, onlar iman etmiş olmazlar. .... yeşrûnel hayâted dünyâ bil'ahireh.... 4/74 Dünya hayatını vererek, ahireti satın alanlar.. ... vec'al lenâ min ledünke veliyyen vec'al lenâ min ledünke nasîyra 4/75 Bize indinden bir Dost ve indinden bir Yardımcı kıl... Elem tere ilellezîyne kîyle lehum küffû eydiyeküm ve ekiymussalâte ve âtüzzekât, felemmâ kutibe aleyhimül kıtâlü izâ ferîykun minhüm yahşevnen nâse kehaşyetillâhi ev eşedde haşyeh, ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynel kitâle levlâ ehhartenâ ilâ ecelin kariyb, kul metâud'dünya kaliyl, vel'âhiretü hayrun limenittekâ ve lâ tuzlemûne fetîyla. 4/77 Görmez misin şunları ki, onlara " Ellerinizi çekiniz ve namazı kılıp zekât veriniz" muharebe farz kılındığında içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korktukları gibi hatta daha fazla korktular. Ve, "Rabbimiz, savaşı niçin bize takdir ettin?. Ecelimizi ertelesen olmaz mıydı?. " dediler.. Deki"Dünyanın faydası azdır, sakınanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size bir kıl payı kadar zulmedilmez!.." Ve in tusibhüm hasenetün yekûlü hâzihi min indillahi, ve in tusibhüm seyyietün yekûlû hâzihî min indike, Kul küllün min indillah4/78 Eğer, onlara bir hayır isabet ederse, "Bu, Allah'tandır" derler... Eğer onlara bir şer isabet ederse, "Bu sen'dendir" derler... De ki Hepsi Allah'tandır. Mâ esâbeke min hasenetin feminallâhi ve mâ esâbeke min seyyietin femin nefsik.... 4/79 Sana gelen iyilik, Allah'tandır.. Sana isabet eden kötülük ise, nefsin dendir!.. Efelâ yeteddeberûnel kur'an.... 4/82 Kur'anı gereği gibi düşünmezler mi? .... eturîydûne en tehdû men edallellah ve men yudlilillâhü felen tecide lehû sebîyla. 4/88 Allah'ın saptırdığını doğru yola mı getirmek istiyorsunuz?.. Allah'ın saptırdığını hidayete yol yoktur!.. Feizâ kadaytümüs salâte fezkurallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cünûbiküm.... 4/103 ........Allah'ı, ayakta, otururken ve yanlarınız üzere yatarken zikredin!.. Ve men yeksib ismen feinnemâ yeksibuhu alâ nefsih.... 4/111 Günah kazanan onu kendi nefsi aleyhine kazanır. .... ve enzelallâhu aleykel kitâbe vel hikmete ve allemeke ma l e m tekün ta'lem ve kâne fadlullâhi aleyke azîyma. 4/113 Allah, sana Kitab'ı ve hikmeti indirdi ve bilmediğin şeyleri öğretti. Allah'ın fazl'ı senin üzerine çok büyüktür. innallâhe la yağfiru en yuşreke bihî, ve yağfiru mâ dûne zâlike limen yeşâ'.... 4/116 Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz!.. Bundan başkasını dilediğine bağışlar.. İn yed'ûne min dûnihî illâ inâsâ, ve in yed'ûne illâ şeytânen merîyden. 4/117 Şirk ehli, Allah'ı bırakıp bir takım dişi tanrılardan isterler ve onlar ancak inatçı şeytandan istekte bulunurlar. Leanehullah, ve kâle leettehizenne min ibâdike nasîyben mefrûdan. 4/118 Allah ona lanet etti.. O da dedi ki "Kullarından belli bir kısmını alacağım. Ve le udillennehüm ve le ümenniyennehüm ve le âmürennehüm fele yübettikünne âzânelen'âmi ve le âmürennehüm fele yuğayyirunne halkallah ve men yettehizeş şeytâne veliyyen min dûnillahi fekad hasire husrânen mübînâ 4/119 Boş umutlara, varsayımlara boğacağım. Onlara hükmedeceğim de, davarların kulaklarını kesip yaracaklar. Onlara elbette hükmedeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler. 01/01/2002
ve ma muhammedün illa rasul