vuk 359 düzenleme son dakika
Musique Rencontre Du 3eme Type Youtube. Vergi Usul Kanununun vergi düzenine aykırılıklar halinde suç kabul edilecek haller ile yaptırımını, uygulanacak hürriyeti bağlayıcı cezayı düzenleyen 359. maddesinin tedvinin hatalı olduğunu, ceza sisteminin 4369 sayılı kanunla bozulduğunu, giderek artan haksızlıklara sebebiyet verdiğini, zaten uzun yargılamaların mükelleflerin ticari itibarını zedelediğini, beraat edilse bile ticari hayatını sürdüremez hale geldiğini defalarca ana noktalarını tekrar kısaca sorun, maddede sayılan fiiller için “vergi ziayına yol açmış olma” koşulunun aranmaması, bu koşulun suçun unsurları arasından çıkartılmış olması. Bu koşulun kaldırılması ile vergi suçları, vergisi ile ilgisi olmayan fiillerin cezalandırılmasına dönüştürüldüğü gibi vergi yargısı ile ceza yargısı arasındaki bağ koparılmıştır. Fiilinin kaçakçılık halini oluşturmadığına ilişkin vergi yargısı kararlarına karşılık ceza mahkemelerinde mahkûm olanlar veya ceza mahkemelerinde beraat etmesine karşılık vergi yargısında üç kat cezası onananların sayısı bir hayli sorun, sahte veya yanıltıcı belge kullanma fiilinde “bilme”, “bilerek kullanma” özel kasdının aranmamasıdır. 4369 sayılı Kanun öncesi aranan bu özel koşul, kanun değişikliği ile kaldırılmıştır. Halen kullandığı belgenin, sahte veya yanıltıcı belge olup olmadığını bilmeden kullanan ve bu yüzden yargılananların veya mahkûm olanların sayısı oldukça sorun ise içtihatların, sahte veya yanıltıcı belge kullanma fiilinde, her bir tespite yakalanmaya göre ceza verilmesi yerine her yılın ayrı bir suç kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Kanun sahte belge kullanmaya üç yıl ceza öngörürken, her yılı ayrı suç kabul edince sanıklara 15 – 20 yıl ceza verilebilir hale gelmiştir. Kanun koyucunun böyle bir amacı olduğunu özetlediğim bu ana sorunlara defalarca değindim. Sadece ben yazmadım. Meslektaşlarım Nedim Türkmen yazdı, Resul Kurt yazdı, daha pek çok kişi konunun sahibi Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi başkanlığı değil de Adalet Bakanlığı durumu kısmen de olsa fark etti. Adalet Bakanlığınca Mart ayında açıklanan İnsan Hakları Eylem Planına, “vergi suçunun her yıl için ayrı ayrı oluşması yerine tek suç kabul edilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sağlanacaktır” vaadini yazdı Hedef / md. h.Geçtiğimiz günlerde Meclise, 359. maddede değişiklik yapılmasını da öngören bir düzenleme konumuz açısından baktığımda, sorunların çözümünü içeren veya vaadi karşılayan düzenleme teklifi yerine yeni sorunlara da yol açacak yeni suç tiplerinin Kanuna eklenmeye çalışıldığını eklenmesi öngörülen ç bendi ile kısaca “ödeme kaydedici cihazlarla oynamayı, mührünü sökmeyi, çalışma sistemlerine müdahaleyi, cihazdaki bilgileri kayıt altına almaya yarayan çalışma sistemlerine müdahaleyi yatırıma bağlayan bir düzenleme getirilmek isteniyor. Buraya kadar bir sorun yok. Bu fiillerin suç kabul edilmesine sanırım kimse itiraz asıl sorun Kanuna eklenmesi istenilen bir başka madde ile, bu fiillerin işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenilmeksizin veya sair suretlerle öğrenilmesi halinde incelemeye başlanılmaksızın suç duyurusunda bulunulmasının ve kamu davasının açılmasının incelemenin tamamlanması şartına bağlı olmamasının yapılmadan veya tamamlanmadan, olay yeterince araştırılıp delillendirilmeden suç duyurusunda bulunulmasını anlamak pek mümkün değildir. Öngörülen sisteme göre, bir mükellefle ilgili, örneğin bir benzin istasyonu ile ilgili bir ihbar sair suretle öğrenme geldiğinde, İdare daha incelemeye bile başlamadan suç duyurusunda bulunacaktır. Teklif buna cevaz vermektedir. İdarenin ileride nasıl davranacağı, hukuka saygılı olarak bir ön inceleme yapıp yapmayacağı, konumuz dışındadır. Kanunun haksızlığa da izin veriyor olması, bence hukuka aykırılık için yeterlidir. Anayasa Mahkemesinin Bireysel başvuru Kararlarında da belirttiği gibi, kuralların yanlış ve hatalı uygulamalara yol açacak yolları da kapatıyor olması, hukuk güvenliğinin yeterince araştırmadığı ve incelemesini tamamlamadan suç duyurusunda bulunduğu mükellefi örneğin benzinciyi doğal olarak aynı zamanda kendi kod listelerine özel esaslara tabi mükellefler listelerine de alacaktır. Bu listelerde yer alan mükellefler de bir anda sahte veya yanıltıcı belge kullanan konumuna düşecektir. Zaten Kanunda “bilerek kullanma” koşulu da olmadığına göre, ödeme kaydedici cihaz ile oynandığını bilmeden fişini alıp kullanan binlerce kişi vergi suçlusu konumuna Teklifinde yer alan bu düzenleme önerilerinin gözden geçirilmesi şarttır. Hatta bence önce mevcudu düzeltelim, sonra yeni suç ve sorunlar ekleyelim.
Sahte fatura’ veya kamuoyundaki yaygın tabiriyle naylon fatura’ düzenlediği veya kullandığı iddiasıyla yargılanan sanıklara, kanunda bulunmamasına rağmen Yargıtay içtihadı’ ışığında her takvim yılının ayrı bir suç olarak kabul edilmesi nedeniyle astronomik cezalar veriliyor. Sadece geçen yıl bu suçlardan 40 bin yeni dava açıldı. Her 4 davadan 3’ünde hapis cezası veriliyor. Konuyla ilgili detayları Hürriyet'ten Oya Armutçu yazdı...VUK DEĞİŞİKLİĞİ HENÜZ MECLİS’İN ÖNÜNE GELMEDİOkurlar bu konudaki düzenlemenin ne olduğunu soruyor. Cezaların dayanağı Vergi Usul Kanunu’nun VUK ünlü 359. maddesi değişikliği önce İnsan Hakları Eylem Planı’nda açıklandı ancak Meclis’in önüne bir türlü gelmiyor. Değişiklikle ne yapılacağına gelince, “sahte fatura” suçu artık tek suç olarak tanımlanacak ve zincirleme suç hükümleri uygulanarak her yıla ayrı ceza verilmeyecek. Bu da astronomik cezaların önüne 4 farklı yılda bu suçu işleyen birisi, 4 yıldan ayrı ayrı değil, tek bir yıldan ceza alacak. Ama cezası Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesine göre 1/4’ten 3/4’e kadar arttırılacak. Değişikliğe göre ayrıca, etkin pişmanlık hükümleri de TARTIŞILDIYasa çalışmaları sürerken, Yargıtay’da geçen hafta vergi suçlarındaki uygulama sorunları sempozyumda masaya yatırıldı. Vergi suçlarında uzlaşma, etkin pişmanlık ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldı. Sempozyuma, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin ile yargı mensupları AMACINA UYGUN VERGİ POLİTİKASIYargıtay Başkanı Akarca, açılış konuşmasında, “Vergi suçlarını azaltmanın bir yolu da ekonomik düzene, ticaret hayatına ve maliye politikasının sosyal amacına uygun bir vergi politikası ve vergi mevzuatı uygulanmasıdır” dedi. Ceza yargısında vergi suçları için uzmanlaşmış mahkemelerin kurulmasını isteyen Başkan Akarca, özetle şu değerlendirmeleri yaptıCAYDIRICI YAPTIRIM ZORUNLU“Vergilerin toplanması için çeşitli derecelerde zorlayıcı tedbirlerin alınması ve vergi yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere karşı caydırıcı yaptırımlara başvurulması, adil bir vergi sisteminin işleyişi bakımından zorunludur. Vergi suçları diğer suç tiplerinden farklıdır. Ceza hukukuna veya ceza muhakemesi hukukuna özgü genel bilgiler, vergi suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması için yeterli MAHKEMELER KURULMALIVergi suçlarına ilişkin dosyalarda bozma oranı, ortalamanın iki katından fazladır. Bu nedenle, bu suçlara ilişkin yargılamaların uzman mahkemelerce yapılması gereklidir. Yargıtay’da vergi suçlarına bakma görevi, uzmanlaşma için sadece bir daireye verildi. Böylece içtihat tutarlılığı, hukuki güvenlik ve istikrar güvence altına alındı. Bölge adliye mahkemelerinde ve ilk derece mahkemelerinde de uzmanlaşmaya gidilmesinin yararlı olacağına inanıyorum.”YARGITAY ÇÖZEBİLİRSEMPOZYUMA katılan vergi hukuku uzmanı Avukat Doç. Dr. Serkan Ağar’la konuştum. Yasa değişikliği gündemde ancak Ağar olayı farklı değerlendiriyor. Ağar’a göre, Yargıtay konuyu yasa değişikliğine gerek kalmadan çözebilir. Ağar, sorunu, uygulamayı ve en hızlı çözümü bakın nasıl anlattı“Naylon fatura suçunu düzenleyen VUK 359’daki tartışma şuydu. Birden fazla yılda her yıl için ceza tayini adaleti tesis etmiyor, fiil ile ceza arasındaki dengeyi bozan astronomik cezalara sebebiyet veriyor. TCK 43’e göre birden fazla yılı zincirleme suç’ kabul edelim ve tek ceza verelim düşüncesi İnsan Hakları Eylem Planı’nda yer almıştı. Geçen mart ayında ilan edilen değişiklik VUK 359 mağduru binlerce aileyi sevince boğmuştu. VUK 359 değişikliği temmuz ayında Adalet Komisyonu’na gelmesine rağmen hem mağduriyetleri gideren hem de fiil ile yaptırım arasındaki dengeyi gözeten bir düzenleme ortaya konulabilmesi amacıyla konuyla ilgili birimler arasındaki müzakerelerin halen devam ettiğinden bahisle geri çekilmişti. VUK 359 düzenlemesinin gecikmesi bu kanunun mağdurlarının umutlarını giderek kaybetmesine sebep 359 KİLİDİNİ EN HIZLI YARGITAY AÇAROysa her yılı ayrı suç kabul eden, Yargıtay. Kanunda Her yıla ayrı ceza verilir’ diye bir hüküm yok. O halde bu işi en hızlı Yargıtay Ceza Genel Kurulu çözer. Kasten yaralamada, yapılan silah atışı veya atılan yumruk sayısı birden fazla diye atış veya darbe sayısı kadar suç yoktur, suç tektir. Aynı şekilde, VUK 359 birden fazla yıl işlense de fiil tektir, suç tektir. Kanunda zaten yer almayan ve içtihatla getirilen bir konuyu kanunla düzenlemek hem süreci uzatıyor ve hem de mağduriyetleri daha da arttırıyor.”SOKAKTAKİ HERKES MAĞDUR OLABİLİR’AVUKAT Doç. Dr. Serkan Ağar, “VUK 359’a göre vergi incelemeleri yetersiz. Mükelleflerin sadece yüzde denetleniyor. İyi ki yetersiz. Yoksa sokaktaki herkes bu suçun mağduru olabilir” diyor ve devam ediyor “Bir müvekkilim çiftçiydi, diğeri 7 torunlu ev hanımı. Öbürü 100 kişiye ekmek veren tüccar, diğeri 40 yıllık esnaf, bir başkası Yale mezunu genel müdür, bir diğeri emekli memur. Yollarımız kesişmeseydi, hapistelerdi. Onlar gibi binlercesi var. Yargılama aşamasında mahkemeler bilirkişi raporlarına göre karar veriyor. Bilirkişi raporları da müfettiş raporunun tekrarı mahiyetinde. Yani yargılama usulen yapılıyor desek hata olmaz.”BOZMA ORANI YÜZDE 70“VUK 359 dosyalarında Yargıtay bozma ortalaması yüzde 70. Yani her 3 dosyadan 2’si bozuluyor” diyen Avukat Doç. Dr. Serkan Ağar şöyle devam ediyor “Hal böyle, ama dosyalar Yargıtay’a gelmiyor. Her dönem ayrı suç ve cezanın üst sınırı 5 yıl olduğu için istinafta kesinleşiyor. İstinafta cezası kesinleşenin günahı ne, diye sormalıyız. Sadece 2020’de VUK 359’dan 40 bin yeni dava açılmış. Her 4 davadan 3’ünde hapis cezası veriliyor. Önceki TCK’da, birden çok hapis cezası toplandığında toplam ceza 25 yılı geçemiyordu. Yeni TCK’da ise böyle bir hüküm yok. İnfaz Kanunu’nun 99. maddesine göre, sahte fatura düzenleme/kullanma her yıl ayrı suç kabul edildiğinden isterseniz 75 yıl ceza verin, 75 yılın tümü infaz ediliyor. Yani VUK 359 hem bir ceza hem de bir infaz meselesi. Ev, işyeri basıp yol kesip dağa kaldırıp silahla gasp yağma suçunu işleyen de 15 yılla yargılanıyor, 3 yıl sahte fatura kullanan da 15 yılla yargılanıyor. Burada adalet var mı?! Şunu belirtmek gerekir Haksızlık yarasını yalnız adalet iyileştirir, mazlumun hapis yattığı yerde adalet hüküm giyer.”
VUK 359 hakkında düzenlemeler içeren Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 Sayılı Kanun ile artık Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan hapis cezalarının üst sınırı artırılmış, kaçakçılık cezalarına hükmedilecek cezalar için Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde yer alan “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması öngörülmüş, VUK 359 maddede sayılan suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi ve bu kapsamda belli koşullarla cezalarda indirim yapılması hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla her vergi yılı için ayrı bir ceza değil tek bir cezaya hükmedilecektir. 7394 Sayılı Kanun’un Vergi Düzenlemeleri ile VUK 359 kapsamında kişilere etkin pişmanlık, ödeme ve ceza indirimi hakkı tanınmıştır. Bu uygulamanın mahkeme tarafından yerine getirilme zorunluluğu yoktur. Mahkemelerin hala zincirleme suç konusunda farklı kararlar verebilme ihtimali vardır. Eylemlerin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilmesi gereklidir. Ayrıca kanun metninden de anlaşılacağı üzere VUK 359 kapsamında temyiz hakkı kanun metnine göre VUK 359 kapsamında ibraz etmeme ve gizleme ceza üst sınırı 5 yıl, sahte belge düzenleme ve kullanma ceza üst sınırı ise 8 yıl olmuştur. Matrah artırımı gibi nedenlerle vergi ve ceza kesilmemiş ancak ceza davası açılmış ise işbu hapis cezaları 1/2 oranında indirilecektir. Ancak vergi dairesi hem vergi ve ceza kesmiş, hem de suç duyurusunda bulunmuşsa; savcılık aşamasında verginin tamamını ve cezanın yarısını öderseniz hapis cezası 1/2 oranında, mahkeme aşamasından karar verilene kadar öderseniz ise hapis cezası 1/3 oranında indirilecektir. Vergi dairesi tarafından vergi ve ceza kesildi, ancak ödemek istemeyip vergi mahkemesinde dava açtıysanız ceza davasındaki indirimlerden yararlanmak için işbu davalarınızdan feragat etmeniz veya hiç vergi davası açmamanız derhal durduran, ödeme yapılırsa 1/2 indirim yapılacağını hükümlüye bildiren ve dosyada 1 yıl sonra yeniden karar verileceğini belirten kararlara hükmedilmeye başlanılmıştır. Örnek kararlar aşağıdaki gibidir.“hükümlüler hakkındaki Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan ayrı ayrı her hükümlü için verilen … KEZ … YIL … AY … GÜN hapis cezalarının İNFAZLARININ DERHAL DURDURULMASINA, Vergi mahkemesinde dava açılmaması açılmış ise feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması şartıyla 213 sayılı VUK 359. maddesine yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak, tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammını tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının … tarihinden itibaren BİR YIL içerisinde Maliye Veznesine ödenmesi halinde esas kararla verilen cezasından 1/2 oranında indirim yapılacağının hükümlülere ihtarına,” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 Sayılı Kanun için tıklayınız. Vergi hukukuna ilişkin diğer yazılar için tıklayınız.“Uyarlama davası; VUK yapılan ceza sürelerinde değişiklik, ödemeye bağlı ceza indirimi ile müteselsil/zincirleme suça ilişkin şartların belirlenmesinde duruşma açılmak suretiyle davanın görülmesini gerekli kılar. Nitekim geçici 5., yani son fıkrasında bu yönde bir düzenlemeye ve duruşma açılması gereğine yer verildiği 5252 sayılı Kanunun 9. maddesinin 4. fıkrasına benzer bir hüküm bulunmadığından, yapılan değişiklikle açılan uyarlama davası ve yapılacak duruşma sürecinde suç/dava zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Çünkü bu durumda mahkumiyet kararının kesin hüküm etkisi kalkmış ve dava yeniden görülmeye başlamış olmakla, bunun aksini gösteren bir hüküm de 7394 sayılı Kanun değişikliğinde öngörülmediğinden, suç/dava zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağına dair bir sonuca gidilemez, yani kesinleşen bir dosyada duruşma açılmakla zamanaşımı yeniden işlemeye başlar ve uyarlama davası süreci kesinleşinceye kadar devam eder, eğer bu süreçte dava zamanaşımı dolarsa davanın düşmesine karar süresi, TCK öngörülen süreler ile tanımlanan durma veya kesilme koşullarına göre hesaplanır. Dava zamanaşımında azami süre geçilemez. Örneğin, cezanın üst haddine göre toplam süre 12 yıldır. Yeni ceza süresinin 8 yıla çekilmesi, TCK gereğince dava zamanaşımı yönünden fail aleyhine 22,5 yıl olarak tatbik edilemez. Bu görüşü destekleyen, fakat karşı görüş olarak dava zamanaşımının lehe olan süre üzerinden baştan itibaren uygulanması gerektiği ileri sürülebilir. Bu görüşün yasal dayanağının olmadığını ifade etmek davası olarak adlandırılan ve failin lehine olabilecek hükümlerin olup olmadığının, varsa bunların tatbikini öngören ceza kanunlarının fail lehine uygulanması amacıyla kesinleştiği halde tekrar açılan dava ve buna bağlı duruşma sırasında, dosya tekrar açıldığından sadece değişikliklerle sınırlı bir inceleme ve uygulama yapmakla yetinilmemeli, gerek bu değişikliklerin tatbiki ve gerekse tekrar başlayan kovuşturma sırasında dikkat çeken veya CMK ve uyarınca dosyaya sunulan deliller, durum değişiklikleri ve kesinleşme öncesinde yapılan yargılama sürecinde fark edilen lehe olabilecek maddi ve hukuki hatalar da giderilmeli, işin esasına girilmeli, yalnızca usule ilişkin bir müdahale yapıldığından bahisle salt lehe değişikliklerin olup olmadığını ve varsa bunların faile tatbiki ile yetinilmemeli, yeniden duruşma açıldığından eksik veya hatalı olan hususlar da giderilmeli, böylelikle yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gözönünde bulundurulacak hususlar da dahil olmak üzere, davanın esasına etkili tespitlerin dikkate alınması suretiyle maddi hakikate ve adalete “uyarlama davası” olarak bilinen dava ile bu süreçte başlayan duruşmada, kovuşturma deyim yerinde ise sil baştan, yani tüm kovuşturma süreci iş ve işlemleri tekrarlanmak suretiyle yapılmaz. Esas olan; lehe kanun değişikliklerinin tespiti ile somut olaya ve faile tatbikinden ibarettir, ancak yeniden görülecek duruşma sırasında tespit edilen hatalar ve yeni ortaya çıkan lehe hususlar varsa, maddi hakikate ve adalete ulaşılması amacıyla elbette bunlar incelenmeli ve göz önünde bulundurulmalıdır.” “Vergi kaçakçılığı suçlarında binlerce kişi hapisten kurtulacak” başlıklı Burak ASLANPINAR yazısı için tıklayınız. TBMM’ye sunulan Yeni Torba Kanun Teklifi ile Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Kaçakçılığı Suçları ve Cezaları”na ilişkin 359. maddesinde çok önemli değişiklikler yapılıyor. Bu değişiklikler; incelemeleri, soruşturmaları, ceza davaları devam eden hatta hapis cezası almış binlerce kişiyi ilgilendiriyor. Yani binlerce kişi hapse girmekten kurtulabilir ya da cezaevinden çıkabilir. 1 Değişikliklerin 3 maddede özeti Söz konusu değişiklikler özetle şunları içeriyor 1- Farklı takvim yıllarında işlenen vergi kaçakçılığı suçları örneğin sahte fatura düzenleme ya da kullanma için zincirleme suç hükümleri uygulanacak. Böylece birden fazla yılda vergi kaçakçılığı fiili olsa da tek bir cezaya hükmedilerek 15-20 yılı bulan ağır ve orantısız cezalar önlenmiş 2- Vergi kaçakçılığı fiillerinden üst sınırı 3 yıl olanlar 5 yıla, 5 yıl olanlar 8 yıla çıkarılacak. Ancak alt sınırlarda bir değişiklik yapılmayacak. Bu nedenle verilmesi muhtemel hapis cezası hükümlerine çok etkisi olmayabilir. 3- Vergi kaçakçılığı fiili vergi ziyaına kaybına da neden olduysa; bu vergi, gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi ziyaı cezasının yarısı soruşturma evresinde savcılık aşamasında ödenirse hapis cezası yarısına inecek. Aynı ödeme kovuşturma evresinde ceza mahkemesinde yapılırsa hapis cezasının üçte biri indirilecek. Ortada vergi ziyaı ve cezası yoksa verilecek hapis cezası yarı oranında indirilecek. Söz konusu hapis cezası indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olacak2. Bu yazıda yalnızca farklı takvim yıllarında işlenen vergi kaçakçılığı suçları için zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ile bu uygulamanın vergi kaçakçılığı suçundan şüpheli, sanık ya da hükümlü durumda olanlara etkisini inceleyerek diğer maddeleri ayrıntılı değerlendirmek üzere başka yazılara bırakacağız. 2 Zincirleme suç düzenlemesine neden ihtiyaç duyuldu? Farklı takvim yıllarındaki vergi kaçakçılığı fiilleri bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesine ilişkin değişikliğin önemini anlatabilmek için öncelikle mevcuttaki yargı uygulamasına değinmek gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2002 yılında verdiği bir kararla başlayan ve daha sonra hem Yargıtay dairelerinin hem de istinafın devreye girmesiyle birlikte bölge adliye mahkemelerinin benimsediği yerleşmiş bir görüş bulunmaktaydı3. Bu görüşe göre, VUK’un 359. maddesi bakımından teselsül yani zincirleme suç hükümleri, yalnızca aynı yıl için uygulanabiliyor ve başka bir takvim yılındaki fiil için ayrı bir ceza veriliyordu. Yargıtay’ın bu yaklaşımı sonucunda; aynı yıl örneğin 2015 yılı içinde yüzlerce sahte belge düzenleyen/kullanan mükellef tek ceza alırken, yalnızca iki fatura düzenleyen ancak bu faturaları birkaç gün arayla da olsa farklı yıllardaki tarihlerde düzenleyen örneğin ve tarihlerinde iki ayrı ceza almaktaydı. Oysa suçta ve karşılığındaki cezada orantılılık olmadığı, suç ve ceza bakımından böyle bir takvim yılı ölçütünün VUK ya da TCK’da bulunmadığı, vergi ziyaının kaybının suçun unsuru olmaması nedeniyle vergilendirme dönemi ayrımı yapmanın bir anlamı olmadığı açıktı. Nitekim bu şekildeki yerleşmiş kararların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya ve TCK’ya uygun olmadığı hem akademik mecrada hem de yargılama faaliyetleri esnasında tarafımızdan ve konuyla ilgili diğer bazı uygulamacı ve akademisyenler tarafından çok kez ifade edilmiş olmasına karşın yargı kararları değişiklik göstermedi. Neticede, oluşan adaletsiz durum ve bazı mağduriyetler neticesinde kanunda yeni bir düzenleme yapılması gereği görüldü. 3 VUK’un 359. maddesinin birden fazla yılda ihlalinde zincirleme suç uygulanıp tek ceza verilmesi 16 yıllık ceza 3 yıla inecek Getirilecek yeni hükümle; VUK’un 359. maddesinde düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç isleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi zincirleme suç uygulanacak. Böylece birden fazla yıldaki örneğin 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 vergi kaçakçılığı suçu fiilinden yargılanan bir kişiye yalnızca tek ceza verilecek ancak bu ceza zincirleme suç uygulanarak ¼ ilâ ¾ oranında artırılacak. Bu durumda, sahte belge naylon fatura kullanma fiili nedeniyle mevcuttaki yerleşmiş yargı kararlarına göre 16 yıldan fazla ceza alabilecek bir kişi hakkında yalnızca 3 yıl ve 1,5 ay cezaya hükmedilebilecek. İnfaz hükümleri de dikkate alındığında bu kişi fiilen hiç hapse girmeyebilecek ya da halihazırda cezaevindeyse tahliye olabilecek. 4 Cezası kesinleşmiş olanlar için tahliye yolu “Uyarlama Yargılaması” Yeni düzenleme yasalaştıktan sonra halihazırda ceza soruşturması ve yargılaması devam edenler, “ceza kanunlarının zaman bakımından uyulanması” hükümleri gereğince “lehe kanun” olan yeni düzenlemeden doğrudan yararlanacaklar. Yani bu kişiler hakkında farklı yıllara ilişkin fiillerden yargılama olsa da zincirleme suç nezdinde tek cezaya hükmedilebilecek. Cezaları kesinleşmiş olanlar içinse yeni bir talepte bulunulması ve takip edilmesi gerekiyor. Vergi, ceza, ceza usul ve ceza infaz hukuku alanlarında uzmanlık gerektiren bu sürecin adı ise “Uyarlama Yargılaması”. Kanunun lehe değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra, sözü edilen konularda uzman avukat/avukatlar vasıtayla takip edilecek bir süreçle, vergi kaçakçılığı suçlarından hapis cezası kesinleşmiş on binlerce kişiye tahliye yolu görünüyor.
Ahmet KORKMAZVergi Müfettişi 7318 sayılı kanun 30 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, petrol piyasasına yönelik önemli düzenlemeler içermektedir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi hedeflenmektedir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için piyasada haksız rekabetin önüne geçilmesi ve tüm tarafların mali ve teknik mevzuata uygun davranmalarının sağlanması son derece önem arz etmektedir. Bununla birlikte son 2-3 yılda akaryakıt kaçakçılığının yerini, halk arasında “fatura ticareti” olarak bilinen mali usulsüzlüklerin aldığına ilişkin ciddi emareler karşımıza çıkmıştır. Bu tür usulsüzlüklerin ciddi boyutlarda vergi ziyaına neden olmuş, piyasada faaliyet gösteren taraflar arasındaki rekabete de zarar vermiştir. Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesine eklenen ç fıkrası ile akaryakıt piyasasındaki kayıt dışılık ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve belge düzenlenmemesi suretiyle birim fiyat üzerinden yapılan haksız rekabetin önüne geçilmesi amacıyla gerek kaçak alınan akaryakıtın gizlenmesi gerekse akaryakıt kaynaklı olarak ödenmesi gereken vergilerin alınan ve/veya satılan akaryakıta ilişkin fatura vb. belgeleri düzenlememek suretiyle ziyaa uğratılmasını engellemek için 5015 sayılı Kanuna göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin a ve b fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin ç fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanunun 367 nci maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, EPDK’ya iletilir ve EPDK tarafından her türlü tesiste rafineri hariç lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin ç fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenecek ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilecektir. Diğer taraftan, kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmayacaktır. Söz konusu yasal düzenleme tetkik edileceği üzere, Kanun yürürlüğü Kanun yürürlük tarihinden sonra tamamlanan ancak Kanun yürürlük tarihinden önceki dönemlerde işlendiğine kanaat getirilen muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verme suçları durumunda Kanun uygulaması tartışmaya başlanmıştır. Birinci görüşe göre; kanun yürürlük tarihi olan tarihinden önceki dönemlere ilişkin mezkur suçların işlendiğine vergi inceleme elemanları tarafından kanaat getirilmesi halinde 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun PPK 20/g. Maddesi hükmünün uygulanmaması gerektiği yönündedir. Örneğin XXX Petrol 2018 yılı işlemleri hakkında sahte belge kullanma yönünden sınırlı olarak Vergi Müfettişi tarafından tarihinde vergi incelemesine başlanmıştır. Vergi Müfettişi tarafından XXX Petrol hakkında tarihinde tanzim edilen Vergi İnceleme Raporunda ilgili dönem mükellef kurum temsilcisinin 2018 hesap döneminde kayıtlara alınan sahte faturaları bilerek kullandığına kanaat getirilmiştir. 2018 hesap dönemindeki mükellef kurum temsilcisi hakkında da Vergi Suç Raporu tanzim edilerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. İşte bu durumda birinci görüşe göre bilerek sahte belge kullanma fiili 2018 hesap döneminde gerçekleştiğinden petrol istasyonu hakkında geçici faaliyeti durdurma, lisans iptali vs. PPK’nın 20/g. Maddesi hükmü uygulanmamalıdır. İkinci görüşe göre; kanun yürürlük tarihi olan tarihinden sonra petrol istasyonunun PPK’nın 20/g. Maddesi hükmünde sayılan suçları işlendiği tespit edilirse, mezkur madde hükümleri işletilmesi yönündedir. Örneğimize göre bu görüş uygulanırsa, suç işleme yılı 2018 olsa da tarihinden sonra tarihinde tespit edilen bilerek kullanma fiiline bağlı olarak petrol istasyonu hakkında geçici faaliyeti durdurma, lisans iptali vs. PPK’nın 20/g. Maddesi hükmü uygulanmalıdır. Ayrıca petrol istasyonları ekonomik koşullara bağlı olarak vb. nedenlerle devredilebilmektedir. Örneğin. tarihinde devralınan XXX petrol hakkında tarihinde 2020 hesap dönemine ilişkin sahte belge düzenlemekten ötürü vergi incelemesine başlanmıştır tarihinde Vergi Müfettişi tarafından düzenlenen Vergi Tekniği Raporunda petrol istasyonunun 2020 hesap dönemi temsilcisinin bir mükellefe KDV hariç TL sahte fatura düzenlendiği tespit edilmiştir. Petrol istasyonunun 2020 hesap dönemindeki temsilcisi hakkında da Vergi Suç Raporu tanzim edilerek Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. İşte bu durumda petrol istasyonunu devralan yeni kişi tarihinden önce kendisiyle ilgisi olmayan işlenen bir suç nedeniyle istasyonunun faaliyetinin geçici olarak durdurulmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Farklı görüşler olmakla birlikte kanun yürürlük tarihi olan tarihinden önce mezkûr suçların islenmesi nedeniyle petrol istasyonlarının faaliyetlerinin durdurulmaması kanaatindeyim. Aksi durumda yeni bir suç geriye doğru yürütülmüş olacaktır. Ayrıca suçun işlendiği yılda böyle bir kanun hükmü olmadığından mükellefler suçun işlendiği yılda Kanun hükmüne uygun hareket etme imkânı da bulunmamaktaydı. Vergi incelemesi sonucu mezkûr vergi suçlarının işlendiğine kanaat getirilmesi halinde petrol istasyonunun faaliyetinin durdurulması telafisi güç zararlara neden olabilecektir. Nitekim yargı yolu açık olup yetkili mahkeme tarafından suçun oluşmadığına dair karar verilebilecektir. İdari işlemin 1. Derece mahkemesi tarafından tasdik edilmeden petrol istasyonunun faaliyetinin geçici olarak durdurulmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Bu nedenle söz konusu yasal düzenlemenin değiştirilmesi yerinde olacaktır.
0742 Haber Kaynağı Hürriyet Sahte Fatura düzenleyen ve Vergi kaçıranlara verilecek cezaların yeniden düzenlenmesine ilişkin çalışma tamamlandı. Birbiriyle bağlantılı suç için ayrı ayrı uygulanan ceza ortadan kaldırılıyor. Zincirleme suç tanımı yapılarak, aynı işlemdeki her bir fatura ayrı ayrı değerlendirilmeyecek, tüm faturalar tek bir suç olarak değerlendirilecek, bu durumda da uygulanan cezalar arttırılacak. Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre kayıt dışılığı önlemek için elektronik fatura uygulama limiti düşürülecek. Sahte fatura uygulamasının en çok inşaat ve petrol sektöründe olduğu belirtiliyor. SON AŞAMADA Sahte fatura ve belge düzenleyerek vergi kaçıran ve kayıt dışılığın sürmesine neden olanlarla ilgili olarak geçen yıldan beri süren çalışmalar son aşamaya getirildi. Önümüzdeki ay, TBMM’nin gündemine gelmesi planlanan düzenlemeyle, daha önce hazırlanan taslak metinde değişikliklere gidildi. Amaç, sahte belge düzenlenmesini ortadan kaldıracak mekanizma kurmak olarak ifade edildi. İşte beklenen yeni düzenlemeler İŞTE DÜZENLEMELER 1. 5 bin liranın üzerinde düzenlenebilen elektronik fatura, 2 bin liraya kadar indirilecek. Böylece, yapılan ödemelerin büyük bölümü kayıt altına alınmış olacak. Uygulama Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kararıyla yapılacak ve yasayla eş zamanlı olarak yürürlüğe konulacak. Düzenleme tüm ayrıntıları kapsayacağı için 15 maddelik bağımsız bir yasa olarak Meclis’in gündemine gelecek. 2. Teklife göre, zincirleme suç tanımı getirilecek. Birbiriyle bağlantılı suçlardan ayrı ayrı ceza verilmesi yerine tek ceza verilecek. Ancak bu ceza ağırlaştırılmış olacak. 3. Taslakla, alt limit cezanın 3 yıldan 5 yıla, üst limit cezanın ise 5 yıldan 8 yıla çıkarılması planlanıyor. 4. Ayrıca, sahte belge düzenleyenler ve geçmişte buna sık başvuranlardan yeni dönemde teminat istenecek. Bu teminatın ayrıntıları belirlenecek ve teminat vermeyenler belge düzenleyemeyecek. 5. Uzlaşma mekanizması da bazı değişikliklerle devam edecek. Borcunun yüzde 50’sini yatırmayı kabul edenin cezası, yüzde 50 oranında indirilecek. Ancak uzlaşma mekanizmasının uygulanabilmesi için kişinin sahte belge düzenlemesi toplam işleminde yüzde 20’yi geçmemesi gerekecek. Aksi durumda, bu kişilerde uzlaşmaya oturulmayacak. MEVCUT DÜZENLEME NE DİYOR? Mevcut yasanın Vergi Usul Kanunu’nun Kaçakçılık Suçları ve Cezaları’ başlıklı 359. maddesi, bir takvim yılı içinde vergi kanunlarına göre tutulması gereken defter ve kayıtlarda, hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, ilgisi olmayan kişiler üzerine hesap açan veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler, bunları tahrif eden, gizleyen, yanıltıcı belge düzenleyenler hakkında 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor. Madde, defter sayfaları, kayıt ve belgeleri yok eden veya bunların yerine yenisini koyan, asıl veya suretlerini sahte olarak düzenleyip kullananları ise 3 ila 5 yıl arasında hapis cezasını’ hükme bağlıyor. Burada, her bir takvim yılı için ayrı ayrı ceza verilmesi gerekiyor. CEZALAR 'AĞIR' ELEŞTİRİSİ Sık sık sosyal medyadan sesini duyurmaya çalışan ve kendilerini VUK 359. madde mağduru olarak tanımlayan kişiler, bu madde nedeniyle birçok kişinin hala cezaevinde olduğuna dikkat çekiyor. Verilen cezaların çok ağır olması nedeniyle COVID-19 iznine dahi birçok mahkumun ayrılamadığını belirten mağdurlar, kendilerine verilen bu cezaların cinayet ve terör suçlularından dahi fazla olduğunu, bu yasanın TCK’nın en acımasız yasası olduğunu belirtiyor ve yasanın gözden geçirilmesini talep ediyor.
vuk 359 düzenleme son dakika